Orijini aslında 1950'lere kadar giden bir teknoloji olan SSD'ler, RAM Disk'lerden sonra veri depolama da en yüksek performansı veren depolama teknolojisidir. Günümüzde okuma/yazma hızları 600 MB/s'ye vardığını gördüğümüz SSD'lerin en büyük dezavantajı ise GB başına fiyatının sıradan sabit disklere göre son derece yüksek olması. Örneğin 1 TB'lık bir WD Caviar Black sabit diskin GB başına ücreti 17 cent iken, OCZ'nin 1 TB'lık SSD'sinin GB başına ücreti yaklaşık 1.5 dolardır. Yani bu SSD, Caviar Black'e göre yaklaşık 9 kat daha pahalıdır diyebiliriz.
SSD'lerin, mekanik disklere göre en büyük avantajı ise okuma/yazma hızları ve çok daha önemlisi rastgele erişim süresidir. Okuma/yazma hızı birkaç sabit diski Raid0 yöntemi ile birleştirerek iyileştirilebilse de rastgele erişim hızında ise maalesef neredeyse hiçbir iyileşme görülmemektedir. Bunun nedenini anlamak için ise önce bu disklerin yapılarını anlamalıyız.
SABİT (MEKANİK, HARD) DİSK
Günümüzde en çok kullanılan depolama tipi olan sabit diskler, iş özellikle maliyete gelince tüm kullanıcıların yüzünü güldürür cinstendir. Bir sabit disk bir veya birden çok plakadan oluşur (Bir nevi CD, DVD gibi lakin bu plakalar metaldir ve çok daha yoğun veri kabul edebilir cinstendir, ayrıca da daha da dayanıklıdır). Lakin bu disklerin en büyük dezavantajı da bu plakaları okuma ve üzerine yazmayı sağlayan mekanik kafa yöntemidir. Bu plakalara yazılan veri plakanın istenilen bölümünü okuması (Veya yazması) için kafanın üzerine doğru döner. Ve her okuma/yazma işlemi için bu süreç tekrarlanır. Bu plakaları döndüren motorunda maksimum bir hızı olduğundan ötürü gecikme oluşur, bu gecikme de erişim süresi olarak adlandırılır. Örneğin tek bir dosya, sektör okunurken veri arka-arkaya yazıldığından ötürü bu gecikme dosyaya ilk erişimde yaşanır, ardından kafa düz olarak ilerleyeceğinden başka gecikme yaşanmaz.
Lakin dosyalar işletim sisteminde her zaman arka arkaya yazılmaz, dosya sistemi ne olursa olsun yeni eklenen dosyalar işletim sistemine parçalar halinde bölünerek yerleştirilebilir. Bunun nedeni de zamanla dolan sabit diskte yeni eklenen büyük dosyalara art arda yazılacak kadar büyük bir alan bulunamamasıdır. İşte Windows'ta da sıkça karşılaştığımız "Disk Birleştiricisi" buradan gelir. Zamanla parçalanan dosyalar ve dosya sistemi işlemleri yavaşlatır, hatta zamanla işletim sistemini çökme noktasına bile getirebilir, getirebilirdi. Microsoft, Windows 7 ile birlikte 3. parti bir yazılıma gerek duymadan akıllı yazma ve otomatik disk birleştirmeyi işletim sistemine entegre etti. Bu ne demek mi? Sabit disklerde disk parçalanması -tabi sabit disk çok fazla dolu olmadığı sürece, genelde %30 boş alanın altına inmedikçe sorun görülmez- Windows 7 ile birlikte artık eskisi kadar büyük bir sorun teşkil etmiyor.
Ama maalesef piyasadaki en iyi sabit disk bile, her ne kadar iyi birleştirilmiş olursa olsun, en vasat SSD'nin verdiği performansın yanından geçemiyor. 10000 rpm sabit diskler bile gereken ve istenilen performansı sağlayamıyor artık.
SSD (SOLID STATE DISK, KATI HAL SÜRÜCÜSÜ)
SSD'lerin yapısı ise daha çok RAM'e benziyor, ve hatta RAM içeriyor desek yalan olmaz. SSD'lerde toptan bir plaka yerine tıpkı işlemcilerde olduğu gibi transistörler vardır, bir de bunlara ek kapasitörler vardır. NAND veya DRAM tipte olanları var. Çoğu üretici ise DRAM'e göre daha ucuz olduğu için NAND'ı tercih ediyor. DRAM tipte olanlar genelde 10 microsaniye'den daha kısa sürede erişim hızı sağladığından sunucu bilgisayarların kök dosyalarında kullanılıyor. Öte yandan NAND tipte olanlar ise 0.1 milisaniye civarında erişim hızı sağlıyor ki bu bile 10 microsaniye civarında erişim hızı sağlayan sabit disklerden 100 kat daha hızlı olduğunu ortaya koyuyor.
SSD'lerin yapısına geri dönersek, SSD'lerde iki şey çok önemli; transistörler ve kapasitörler. Kapasitörler her bir biti depolayan birim iken transistörler bu birimlerdeki veriyi taşıyan ileticilerdir. Bir nevi beyin gibi düşünebiliriz, kapasitörler nöron iken transistörler iletimi sağlayan sinapslardır. DRAM'lerde her bir kapasitöre bir transistör düşer, bu yüzden de erişim hızının yanı sıra okuma ve yazma hızı da çok yüksektir. Diğer tiplerde ise kapasitör/transistör oranı maliyeti azaltmak adına daha düşüktür.
İşte SSD ve sabit diskler arasındaki farklar bunlar. Aradaki farkı daha iyi anlatmak adına şöyle basit bir örnek vereyim. Bir yerden başka bir yere 1000 tane kutu taşınması gerektiğini düşünün. Sabit diskte olduğu gibi taşınsa bu kutular tek bir kişi tarafından toptan bir kamyona konulup taşınırdı lakin SSD'de 100 tane (Hatta gerçekte 1000 tane 1 milyon tane ve hatta daha fazla da diyebiliriz) adam 10 tane kamyona doldurup taşıyorlar. Sonuçta da kutuların taşınması süreci 20'de bir azalıyor lakin daha fazla adam ve kamyon kullanıldığından maliyet artıyor.
Eğer sunucu sistemi kullanıyorsanız, bilgisayarda Premiere, Photoshop, After Effects, 3dsMax, AutoCad vb. programlar kullanıyorsanız, paranız bolsa ve oyunlardan tam performans almak istiyorsanız, çok sağlam bir bilgisayar topladınız ve bu sisteme kötü bir depolama sistemi ile yazık etmek istemiyorsanız SSD'yi düşünmenizi tavsiye ederim, en azından işletim sistemi ve önemli programlarınızı depolamak adına 60-80 veya 120 GB'lık nispeten daha ucuz olan modelleri.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder