4 Kasım 2011 Cuma

Philips ve Hepsiburada Teknik Servis Sorunsalı

Geçen günlerde "Elektronik ve Dijital Ürün Satın Almadan Önce Okuyun" adlı bir makale yazmıştım. Bu makalede biraz da Türkiye'deki Teknik servislerin durumuna ilişkin birkaç küçük detay belirtmiştim. Bu teknik servis hikayelerime bu geçtiğimiz ay bir yenisi eklendi ve bunu da yazmam gerektiğini düşündüm.

Geçen sene aldığım Philips kulaklığın 1.5 ay önce temassızlık yapmaya başlaması üzerine 3 Ekim'de Philips Türkiye teknik servisine bıraktım. Ürünü servise bırakırken ilk başta garanti belgesi konusunda direttiler, en azından bir seri numarası konusunda. Ürünü HepsiBurada'dan aldığımı ve onların bir garanti belgesi vb. bir göndermediğini belirttim. Ürün bu şekilde servise kabul edildi lakin 2 gün sonra servisten ürünün bu şekilde tamir göremeyeceğini ve garanti belgesini getirmem gerektiğini söylediler ben de ertesi gün oraya gidip garanti belgesi olmadığını, çünkü HepsiBurada'nın bana göndermediğini tekrarladım. Servis ise buna karşılık olarak ürünümün tamir göremeyeceğini söyleyip ürünü ve faturayı bana iade edip, servis giriş belgesini karşılığında hiçbir belge vermeden almaya çalıştılar. Buraya geldiğime dair bir belge almam gerektiğini söylememe rağmen dinlemediler, ben de buna karşılık olarak hemen orada telefonumla bu belgenin fotoğrafını çektim. Bu da onları rahatsız etmesine rağmen bir karşılık veremediler. Ayrıca da geçen sene ben bu ürünü alırken ki yasa gereği sadece faturanın garantili işlem için yeterli olacağını, yeni yasanın ben bu ürünü aldıktan çok sonra 2011 Nisan ayında çıktığını söyledim ama yine de dinlemediler.

Ürünü alıp eve döndüğümde hemen ilk iş olarak HepsiBurada ile görüştüm (6 Ekim olması lazım). Durumu anlattım ve garanti belgesinin gelmediğini söyledim. Konuştuğum yetkili garanti belgesinin HepsiBurada'da olduğunu ve isteğim doğrultusunda bana gönderilebileceğini söyledi ve ben de bunu onayladım. Ama maalesef yaklaşık 1 hafta geçmesine rağmen HepsiBurada'dan ne arandım, ne de garanti belgesi elime ulaştı. Ben de tekrar HepsiBurada'yı aradım (Bu arada her görüşme sırasında bekleme süresi yaklaşık 10 dakika ve kimi zaman defalarca aramama rağmen meşgul çaldığı gibi kimi zaman da bu bekleyişin tam ortasında hattan düşürebiliyor sistem.) yine durumu baştan anlattım ve daha önceki görüşmeyi de belirttim. Bu seferki yetkili de daha önce yapılan isteği gördüğünü lakin merkezden işlem görmediğini söyledi ve durumla ilgili "aciliyet" verdiğini söyledi, ayrıca 3 iş günü içerisinde bana dönüleceğini söyledi. Ve büyük sürpriz tabi ki hiçbir şey olmadı. Ve ben de tekrar aradım HepsiBurada'yı (Okurken bile sıkıcı geliyor biliyorum, bir de yaşadığınızı düşünün), yine aynı şeyler ve yine "aciliyet". Bu sefer 2 gün sonra bir mail geldi ve bir anda için umut doldu. Gelen mailde sorun için arıza kaydı oluşturmam gerektiği yazıyordu ve verilen linkten bunu yaptım, ayrıca da durumu da en ufak ayrıntısına kadar anlattım (Garanti Belgesi sorunsalının da üstüne basa basa yazdım). 1 gün sonra buna gelen cevap ise şu oldu "Ürününüzü direk Philips Türkiye Teknik Servislerinden birine bırakabilirsiniz". Belki Philips ile görüşmüştür ve sorun çözülmüştür dedim ve Philips Türkiye Müşteri Hizmetlerini aradım, bu görüşmede de sorunumu ve HepsiBurada'nın mailini ve de tabi ki o ana kadar gerçekleşen herşeyi detayıyla anlattım. Cevap ne mi? "Ürününüzün Philips Türkiye tarafından garanti içerisinde tamir edilebilmesi için garanti belgesinin veya seri numarasının ibraz edilmesi gereklidir".

Ben hala sakinliğimi korumaya çalışarak tekrar HepsiBurada'ya döndüm, yine bekleyişler, yine uzun uzun anlatmalar, ve tabi ki Arıza bildirimi mevzusu. Yetkili bana ürünü HepsiBurada'ya göndermemi onların durumla ilgileneceklerini söyledi ve bunun için yine bana Arıza bildirim formunu doldurmamı istedi, onlardan garanti belgesini istediğimi ve bana artık gönderilmesini söyledim. Ve çok şaşıracaksınız biliyorum lakin yine 1 hafta geçmesine rağmen ses seda çıkmadı. Ve son kez HepsiBurada'yı aradım (Hala daha buradaki bayanı azarladığım için üzgünüm lakin başka çarem yoktu) ve bu sefer tüm sakinliğimi bozarak bağırarak ve garanti belgesinin artık bana gönderilmemesi durumunda Tüketici Hakları Heyetine başvuracağımı ve onların sisteminde bulunan tüm bu konuşmalarında beni haklı kılacağını söyleyip kapattım. Ardından da HepsiBurada ve Philips'i birbirine düşürmek adına Philips Müşteri Hizmetlerini aradım, onlara durumu tekrar anlattım Hepsiburada'nın bana garanti belgesini göndermediğini üstünden 1 ay geçtiğini anlattım. Bana bunları bir mail adresine göndermemi istedi ben de tüm olanları, tüm yazışmaları detaylı Philips'e gönderdim. 3 gün sonra en sonunda Hepsiburada'dan biri beni aradı ve arayıp şunu sordu; "Ürününüzün seri kodu nedir?" Onlara tekrar ve tekrar Garanti Belgesi veya ürünün üstünde olması gereken barkod olmadığı için seri kodunu benimde bilmediğimi açıkladım. Tam artık çıldırmak üzereydim ki Philips'ten bir mail geldi.


Sayin *******;
Tuketici Danisma Merkezi’mize gondermis oldugunuz e-mail icin tesekkur ederiz.
Konunuzla ilgili olarak ilgili bölge servisimiz ******** Elektronik'e sadece fatura ile garantili islem yaptirabilirsiniz. Bu bilgi ilgili bolge servisi olan *******  Elektronik'e de bilgi aktarilmis olup , tarafiniza memnuniyetle yardimci olunacaktir.
Her turlu soru ve sorununuzda size yardimci olmaktan mutluluk duyariz.
Bilgilerinize sunarız.
Saygilarimizla
Turk Philips T. A.S.
Tuketici Danısma Merkezi
444 7 445 

İlk başta sorunumu özveriyle çözdüklerinden ötürü Philips Türkiye'ye minnet duydum lakin birkaç dakika içerisinde aslında bu çözümün Bireysel Müşteri Memnuniyeti için değil Kurumsal Müşteri Memnuniyeti için olabileceğini anladım. Zira bu beni tatmin etmek için yapılsaydı, neden Philips Türkiye ile ilk görüşmemde bu sorun bu şekilde çözülmedi? Bugün teknik servise gittiğimde ise bu şüphem kesinlikle doğrulandı. Çünkü teknik serviste bulunan kişiler Philips Türkiye merkezi tarafından arandıklarını ve ürünü faturalı kabul etmedikleri için azarlandıklarını söylediler. Yani ürün faturasız kabul edilebiliyor anlaşılan, lakin Philips Türkiye merkezi bunu ilk seferde kabul etmediği gibi teknik servis de azarlanana kadar kabul etmedi. Yani müşteri hakları servisin ve şirketin keyfi doğrultusunda adeta çiğneniyor ve kurumsal müşterinin kuyruğuna basmadıkça kimse bu konuda sesini çıkarmıyor.

Tüm bunlara ek olarak bugünkü görüşmeden bir şey daha öğrendim. Servisin dediğine göre Philips kabloların içerisinde olan temassızlığı kullanıcı hatası olarak kabul ediyormuş. Yani dışarıdaki kablo kopmamasına ve zarar görmemesine rağmen içerideki kablo bir şekilde zarar görürse bu kullanıcı hatası olarak kabul edilip garantiye kabul edilmiyormuş.

Tüm bunlar bir şikayetten öte (Ki ben şikayetimi şirketlerin kendisine yaptım) bir bilgilendirme amaçlıdır ve kendi tecrübelerimi diğer kullanıcılar ile paylaşmamdır. Tüm bu anlattıklarım herhangi bir suçlama içermeyen, Philips ve HepsiBurada'nın veritabanları tarafından da doğrulanabilecek süreçtir. Tüm bunların ışığında ne düşüneceğiniz sizin takdirinizdir.

31 Ekim 2011 Pazartesi

Solid State Disk (SSD)

Orijini aslında 1950'lere kadar giden bir teknoloji olan SSD'ler, RAM Disk'lerden sonra veri depolama da en yüksek performansı veren depolama teknolojisidir. Günümüzde okuma/yazma hızları 600 MB/s'ye vardığını gördüğümüz SSD'lerin en büyük dezavantajı ise GB başına fiyatının sıradan sabit disklere göre son derece yüksek olması. Örneğin 1 TB'lık bir WD Caviar Black sabit diskin GB başına ücreti 17 cent iken, OCZ'nin 1 TB'lık SSD'sinin GB başına ücreti yaklaşık 1.5 dolardır. Yani bu SSD, Caviar Black'e göre yaklaşık  9 kat daha pahalıdır diyebiliriz.

SSD'lerin, mekanik disklere göre en büyük avantajı ise okuma/yazma hızları ve çok daha önemlisi rastgele erişim süresidir. Okuma/yazma hızı birkaç sabit diski Raid0 yöntemi ile birleştirerek iyileştirilebilse de rastgele erişim hızında ise maalesef neredeyse hiçbir iyileşme görülmemektedir. Bunun nedenini anlamak için ise önce bu disklerin yapılarını anlamalıyız.

SABİT (MEKANİK, HARD) DİSK
Günümüzde en çok kullanılan depolama tipi olan sabit diskler, iş özellikle maliyete gelince tüm kullanıcıların yüzünü güldürür cinstendir. Bir sabit disk bir veya birden çok plakadan oluşur (Bir nevi CD, DVD gibi lakin bu plakalar metaldir ve çok daha yoğun veri kabul edebilir cinstendir, ayrıca da daha da dayanıklıdır). Lakin bu disklerin en büyük dezavantajı da bu plakaları okuma ve üzerine yazmayı sağlayan mekanik kafa yöntemidir. Bu plakalara yazılan veri plakanın istenilen bölümünü okuması (Veya yazması) için kafanın üzerine doğru döner. Ve her okuma/yazma işlemi için bu süreç tekrarlanır. Bu plakaları döndüren motorunda maksimum bir hızı olduğundan ötürü gecikme oluşur, bu gecikme de erişim süresi olarak adlandırılır. Örneğin tek bir dosya, sektör okunurken veri arka-arkaya yazıldığından ötürü bu gecikme dosyaya ilk erişimde yaşanır, ardından kafa düz olarak ilerleyeceğinden başka gecikme yaşanmaz.

Lakin dosyalar işletim sisteminde her zaman arka arkaya yazılmaz, dosya sistemi ne olursa olsun yeni eklenen dosyalar işletim sistemine parçalar halinde bölünerek yerleştirilebilir. Bunun nedeni de zamanla dolan sabit diskte yeni eklenen büyük dosyalara art arda yazılacak kadar büyük bir alan bulunamamasıdır. İşte Windows'ta da sıkça karşılaştığımız "Disk Birleştiricisi" buradan gelir. Zamanla parçalanan dosyalar ve dosya sistemi işlemleri yavaşlatır, hatta zamanla işletim sistemini çökme noktasına bile getirebilir, getirebilirdi. Microsoft, Windows 7 ile birlikte 3. parti bir yazılıma gerek duymadan akıllı yazma ve otomatik disk birleştirmeyi işletim sistemine entegre etti. Bu ne demek mi? Sabit disklerde disk parçalanması -tabi sabit disk çok fazla dolu olmadığı sürece, genelde %30 boş alanın altına inmedikçe sorun görülmez- Windows 7 ile birlikte artık eskisi kadar büyük bir sorun teşkil etmiyor.

Ama maalesef piyasadaki en iyi sabit disk bile, her ne kadar iyi birleştirilmiş olursa olsun, en vasat SSD'nin verdiği performansın yanından geçemiyor. 10000 rpm sabit diskler bile gereken ve istenilen performansı sağlayamıyor artık.

SSD (SOLID STATE DISK, KATI HAL SÜRÜCÜSÜ)
SSD'lerin yapısı ise daha çok RAM'e benziyor, ve hatta RAM içeriyor desek yalan olmaz. SSD'lerde toptan bir plaka yerine tıpkı işlemcilerde olduğu gibi transistörler vardır, bir de bunlara ek kapasitörler vardır. NAND veya DRAM tipte olanları var. Çoğu üretici ise DRAM'e göre daha ucuz olduğu için NAND'ı tercih ediyor. DRAM tipte olanlar genelde 10 microsaniye'den daha kısa sürede erişim hızı sağladığından sunucu bilgisayarların kök dosyalarında kullanılıyor. Öte yandan NAND tipte olanlar ise 0.1 milisaniye civarında erişim hızı sağlıyor ki bu bile 10 microsaniye civarında erişim hızı sağlayan sabit disklerden 100 kat daha hızlı olduğunu ortaya koyuyor.

SSD'lerin yapısına geri dönersek, SSD'lerde iki şey çok önemli; transistörler ve kapasitörler. Kapasitörler her bir biti depolayan birim iken transistörler bu birimlerdeki veriyi taşıyan ileticilerdir. Bir nevi beyin gibi düşünebiliriz, kapasitörler nöron iken transistörler iletimi sağlayan sinapslardır. DRAM'lerde her bir kapasitöre bir transistör düşer, bu yüzden de erişim hızının yanı sıra okuma ve yazma hızı da çok yüksektir. Diğer tiplerde ise kapasitör/transistör oranı maliyeti azaltmak adına daha düşüktür.

İşte SSD ve sabit diskler arasındaki farklar bunlar. Aradaki farkı daha iyi anlatmak adına şöyle basit bir örnek vereyim. Bir yerden başka bir yere 1000 tane kutu taşınması gerektiğini düşünün. Sabit diskte olduğu gibi taşınsa bu kutular tek bir kişi tarafından toptan bir kamyona konulup taşınırdı lakin SSD'de 100 tane (Hatta gerçekte 1000 tane 1 milyon tane ve hatta daha fazla da diyebiliriz) adam 10 tane kamyona doldurup taşıyorlar. Sonuçta da kutuların taşınması süreci 20'de bir azalıyor lakin daha fazla adam ve kamyon kullanıldığından maliyet artıyor.

Eğer sunucu sistemi kullanıyorsanız, bilgisayarda Premiere, Photoshop, After Effects, 3dsMax, AutoCad vb. programlar kullanıyorsanız, paranız bolsa ve oyunlardan tam performans almak istiyorsanız, çok sağlam bir bilgisayar topladınız ve bu sisteme kötü bir depolama sistemi ile yazık etmek istemiyorsanız SSD'yi düşünmenizi tavsiye ederim, en azından işletim sistemi ve önemli programlarınızı depolamak adına 60-80 veya 120 GB'lık nispeten daha ucuz olan modelleri.

30 Ekim 2011 Pazar

Elektronik ve Dijital Ürün Satın Almadan Önce Okuyun

Teknoloji artık hepimizin hayatımızın önemli bir parçası oldu lakin çok araştırmadan ve incelemeden yapılan alışverişler genelde pişmanlık ve memnuniyetsizliği beraberinde getiriyor.

Kimi zaman aynı ürünü çok daha pahalıya satan mağazadan almak veya satış sonrası servis kalitesi kötü olan bir markadan almak ise en sıkça karşılaşılan sorunlar. Bu tür hatalara düşmemek için yapılması gereken şeylerden biri, satın almak istediğiniz ürünü almadan önce -özellikle de DonanımHaber gibi- söz konusu ürünün forumlardaki başlıklarını veya e-marketlerdeki sayfasından -özellikle de HepsiBurada gibi- kullanıcı yorumlarını incelemek. Çünkü bir marka her ne kadar iyi ve güvenilir olsa dahi bir modelde -özellikle de indirimli modellerde-  böyle bir hata bulmak çok normal. Hatta ve hatta genelde bu indirimli ürünlerin sadece tek bir mağazada bulunması da tekrar düşünmek için bir sebep olabilir, keza tekno marketler genelde bir takım sorunları olan bazı modelleri Türkiye çapında ucuz fiyattan toplayıp satışa çıkarabiliyor (Tabi illa hepsinde sorun olacak diye de bir kaide yok, keza sadece az kaldığı veya üst modeli çıktığı için gözden düşmüş bir model de olabilir ama yine de sorunlu olma ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.) ki böyle bir olay yaklaşık 3 sene önce benim de başıma gelmişti (Hikayeyi merak edenler için konunun sonuna "HP ve Bimeks" başlığıyla ekledim). 

İşin fiyat kısmında aslında her tekno market birbirine göre çeşitli ürünlerde avantajlı lakin benim tercihim Vatan Bilgisayar diyebilirim. Neredeyse her hafta en az 2 gün yaptıkları %25 indirim+World ve Axess kredi kartına 10 Taksit kampanyasıyla hemen her ürün diğer hangi tekno markete göre olursa olsun en az %10-%15 daha ucuz oluyor, 10 taksit de yanında cabası. Ayrıca en son kampanyaya göre de %25 indirim ve 10 taksitin yanı sıra ayrıca 100 TL ve üzeri alışverişlerde şimdi al 2012'de ödemeye başla avantajı da bulunmakta. Satış sonrası servisleri ise tamamen ayrı bir konu.

Satış sonrası servise gelirsek eğer kesinlikle ve kesinlikle Teknosa rakipsiz diyebilirim. Özellikle birkaç sene önce yaptıkları Teknosa Asist değişimiyle birlikte satış sonrası serviste hiçbir şüpheye yer bırakmıyor. Zira 2 sene önce garantisi bitmeye 2 gün kalan DVD yazıcımı bıraktığımda ürününüz onarılamayacak haldeymiş size yenisini verdik diyerek benim 16X hızda yazan PATA yazıcımın yerine 22X SATA verdiler. Ki bu noktada karşılaştığım en kötü satış sonrası servis ise Gold Bilgisayar'ınkidir. Bu bahsettiğim DVD yazıcıdan önceki bozulan DVD-Combo'yu garanti süresinin bitmesine 1 hafta kala vermeme rağmen ürün bana garanti süresi geçmiştir denilerek 2 hafta sonra geri verildi (Metro Elektronik distribütörlüğünde). Tabi demin yere göre sığdıramadığım Vatan Bilgisayar'dan yıllar önce aldığım Creative Muvo2 4 GB ürünüyle birlikte gelen kulaklığın 1 hafta içerisinde patlaması sonucu Vatan'a değiştirilmesi için geri götürdüğümde, servis şefinin önce "yok patlak matlak değil arkadaşım, baksana cillop gibi ses geliyor" diye 15 dk diretmesi daha sonra bu mp3 vb. cihazlara bakan departmandan çağırdığı arkadaşın patlamış demesi üzerine "iyi, yukarıdaki kutulardan birinin içini aç getir yeni bir tane, bunu da onun içine at demesi de Vatan için çok büyük bir eksidir gözümde. O yüzden ürünlerini alın ama satış sonrası servisine hiç bulaşmayın, ürünün kendi teknik servisiyle muhatap olun 
bence.

Media Markt, Media Saturn, Electro World ve benzeri yurt dışı kaynaklı tekno marketler ise reklamlarında iddia ettiklerinin ise her üründe en ucuz fiyat değil hiçte. Ucuz diye lanse edilen ürünler en başta bahsettiğim üzere genelde distribütörün ve diğer tekno marketlerin elinde az sayıda kalmış ve üstüne yeni model çıkarılmış ürünler oluyor, evet aradığınız ürünler orta halli ve olabildiğince ucuz ise bu marketler tam size göre. Ayrıca belli bir ücret karşılığında (Media Markt'ta var ve sanırsam Saturn'de de var, lakin Electro World hakkında bir bilgim yok) garantiyi 5 seneye kadar uzattırabiliyorlar. Lakin alacağınız ürün beyaz eşya ve televizyon değil de daha çok cep telefonu ve bilgisayar gibi çabuk eskiyen ürünler ise 5 senelik garanti ne kadar avantaj ne kadar dezavantaj diye tekrar düşünmek gerekir.

Son olarak bunlara ek olarak Eksen Bilgisayar'dan da bahsetmek isterim, zira çoğu üründe fiyat avantajı olmasa da her dönem en az 1 adet fiyat/performans oranı çok yüksek olan bilgisayarları ellerinde topluyorlar, ben geçen sene böyle bir Asus laptop satın almıştım Eksen'den ve şu ana kadar kullandıklarım arasındaki en iyi bilgisayarım diyebilirim, hiçbir şekilde ısınma veya kasılma yapmıyor. Eksen'i de bu yönlü takip etmek aklınızın bir köşesinde durabilir. Ayrıca şu sıralar Eksen'de Lenovo IdeaPad Y570 model laptop 1890 TL civarında satışta, spesifikasyonuna göre çok ama çok ucuz bir fiyatta ve DonanımHaber'deki kullanıcı yorumları gayet olumlu, iyi bir laptop arayanlar için çok ama çok iyi bir seçenek diyebilirim.

HP ve BİMEKS

HP'nin özelliklerine göre çok iyi olan bir modelini Bimeks'te çok ucuz bir fiyata bulmuştum, lakin eve dönüp kontrol ettiğimde ürünün ekranında bir ölü piksel olduğunu fark ettim. Şansıma Bimeks'te 3 gün içerisinde koşulsuz iade ve değiştirme hakkı vardı ve bunun sayesinde Bimeks'e götürüp ürünü aynı modeliyle değiştirdim lakin eve gidince bunun ekranında da bir tane ölü piksel olduğunu fark ettim. DonanımHaber'e bakınca ürünün diğer modellerinde de benzer sorunlar olduğunu gördüm ve biraz kanım çekildi doğrusu, lakin yılmadım ve Bimeks'e tekrar gittim aynı ürünün ellerinde olan modellerini tek tek açtırıp kontrol ettik orada ve 3.'sünde (Toplamda 5.'si oluyor) ölü piksel yoktu, eve de o ürünle geri döndüm ve yaklaşık 1 sene kullandım. Bu bir senenin sonunda ürünün 1 hafta içerisinde önce sol kontrol tuşunda, sonra da sol touchpad tuşunda bir sorun ortaya çıktı. Büyük ihtimalle içerisinde bulunan süspansiyon vb. sistem zarar görmüştü, hala iki tuşa da basınca bilgisayar algılıyor lakin tuş yukarı geri çıkmıyordu. Bilgisayarı teknik servise bu şekilde verdim ve doğruyu söylemek gerekirse en geç 3 gün içerisinde alırım diye bekliyordum ama azami tamir süresi olan 30 iş gününü geçirince HP, bir sene sonra bilgisayara verdiğim paranın tamamını geri ödemek zorunda kaldılar.

"Philips ve HepsiBurada Teknik Servis Sorunsalı" adlı başlığı da okumanızı tavsiye ederim.

28 Ekim 2011 Cuma

İstanbul Bilişim'den Uzak Durun

Stokta bulunmayan ürünleri çok ucuz fiyattan internet sitesi üzerinden tanıtıp, mağazaya gittiğinizde "Bu ürün elimizde kalmamıştır, isterseniz birebir benzeri hatta aynısı olarak şu var" diyerek 2 katı fiyatına bambaşka bir ürün satmaya çalışmayı alışkanlık haline getiren İstanbul Bilişim en son ürünüyle "Yok artık!" dedirtti.

Sitesinde Exper EasyPad P10QAN adıyla bir modeli satışa çıkardı. Böyle bir ürün Exper'in sitesinde veya internette başka herhangi bir sitede geçmemesinin yanı sıra Exper'in Müşteri Hizmetleri ile yaptığım görüşme sonucunda onlarında böyle bir modelden haberdar olmadıklarını öğrendim. Hatta ürünün kendisini geçtim işlemci olarak geçen "Nvidia T20 HP A3250" adında herhangi bir işlemci de bulunmamaktadır.

Kısaca İstanbul Bilişim'den alışveriş yapmadan önce bir kez daha düşünün, keza almak istediğiniz ürün ya gerçekte yoktur yada stoklarda.

Exper EasyPad P10AN/G ve Android 3.0

Exper Android tablet bilgisayarlarını bu yılın Şubat ayında piyasaya sürmüştü. Cihaz hem uygun fiyatı hem de iddialı spesifikasyonuyla beğeni toplamıştı, yalnız o dönemde de göze çarpan en büyük eksikliği Nvidia Tegra 2 işlemcisi kullanmasına rağmen Android 2.2 ile piyasaya sürülmüş olmasıydı.

Donanımhaber sitesi de ürün ilk çıktığı günlerde Exper yetkilileri ile ürün üzerine bir toplantı yapmış ve üzerine bir inceleme hazırlamışlardı. Bu incelemede de Exper yetkililerinin güncellemelere önem verdiklerini belirtmelerine rağmen Android 3.0 için bir tarih vermemişlerdi. Zaten o zaman, bu zaman Exper Android 3 konusunda herhangi bir girişimde bulunmadılar, aslında bulunamazlardı da. Çünkü işin aslı başka, Exper bu cihazı kendisi üretmediği gibi Çinli bir üreticiden ithal etmişti. Ve bu üründe aslında popüler ürünlerin benzerlerinin/replikalarının üretilip çeşitli ülkelerde 100'lerce farklı marka ve adla üretilen kalitesiz bir cihazdı. Ki güncellemede ki asıl sıkıntı da tam bu noktada başlıyordu. Çünkü Google, Android'in büyük destekçileri olan global telekomünikasyon şirketlerinden Android'in kendi ürünlerinin taklitlerinde de rahatça kullanılmasından dolayı şikayetler almaya başladı. Tam bu noktada da Android açık kaynak kodlu hayatında sona geldi ve bu noktadan sonra kapalı kaynak sürüme değiştirildi. Bu da Çinli veya diğer ucuza taklit ürün üreten üreticilerin Android'i cihazlarına yükleyemeyeceği ve hatta tedarik edemeyeceği anlamına geliyordu.

Tüm bunlardan ötürü Exper tabletler bu güncellemeleri elde edemedi ve büyük ihtimalle elde edemeyecek. Bu aynı zamanda Android 4.0 güncellemesinin de gelmeyeceği anlamına geliyor.

"Stalin Projesi" Panasonic GH2 Hacklendi

Rus Programcı Vitaliy Kiselev'in Panasonic GH2 üzerinde uyguladığı hack ile birlikte artık 176 Mbps'e kadar 1080p kayıt yapılabiliyor. Kendisinin "Stalin Project" olarak adlandırdığı çalışma sonucu ortaya çıkan yeni firmware ayrıca PAL sistemlerdeki 30 dk engelini kaldırdığı gibi 1080/25p ve daha da önemlisi 1080/60p çekim yapma olanağı sağlıyor. Yani 7D ve 550D'de slow motion uygulaması için 720p'de çalışmak gerekirken, GH2'de bu hack ile birlikte 1080p'de direk 60 fps'yi alabileceğiz. Ayrıca çok daha fazla piksel de AFX'te Twixtor ve benzeri uygulamalarda da çok daha iyi bir sonuç almayı sağlayacak.

Cihaz bu hack ile birlikte artık NTSC ve PAL sistemleri arasında geçiş de sağlayabilecek ve MJPEG formatında kayıt yapabilecek.

Yamayı indirin

Bazı örnekler;

MagicLantern Yüklemeden AGC'ye Çözüm

Gerekli Ekipmanlar:

  1. Uyduruk-eski bir mp3 oynatıcı
  2. HOSA 3.5 mm. TRS (erkek) <-> Dual 3.5mm TS (dişi) Stereo Breakout kablo
  3. Uyduruğundan bir erkek-erkek minijack kablosu
Gerekli Yüklemeler:
  1. 19 kHz'lik ses dosyasını MP3 oynatıcınıza atıyorsunuz.
  2. Adaptörü makinenizin harici mikrofon girişine takıyorsunuz.
  3. Bu adaptörün 2 girişinden bir tanesine bu uyduruk minijack kablosunu sokuyorsunuz, diğer açıkta kalan ucunada MP3 oynatıcınıza takıyorsunuz.
  4. Adaptörün diğer girişine mikrofonunuzun çıkışını takıyorsunuz.
  5. Kayıt esnası sırasında mp3 oynatıcınızın da bu 19kHz'lik dosya'nın çalıyor olması lazım.
  6. En son Premiere'de vb. kurgu programlarında kurgu yaparken adaptöre yaptığınız bağlantıya göre Fill Left veya Fill Right efektlerinden birini uyguluyorsunuz.
Sonuç:


Canon'dan Tarihi Açıklama (3 Kasım)


Canon geçen haftalarda yaptığı bir duyuruyla 3 Kasım günü Hollywood Kaliforniya'da çok büyük bir açıklama yapacağını söyledi. Çoğu kişi bunun yeni bir DSLR, büyük ihtimalle de 5D Mark II halefi olacağını düşünüyordu. Ama günler geçtikçe Canon'dan sızan haberler duyurulacak ürünün bir HDSLR değil başlı başına bir video kamera olacağı yönünde.

Aslında Expo 2010'da 4K konsept kamerasını sunan Canon'dan böyle bir ürün bekleniyordu. Keza hiç üretilmeyecek bir ürün için, Canon gibi küresel bir firmanın yüz binlerce, belki de milyonlarca dolar harcaması beklenemezdi. Ürün hakkındaki iddialara göre bazı teknik detaylar şunlar;

  • Canon Super 35 CMOS Sensör
  • 2K ve 4K 50Mbps 10-12 bit kayıt
  • EF ve PL bayonet seçeneği
Ürünün hangi formatla kayıt yapacağı konusunda herhangi bir bilgi yok, yalnız RED'in 4K RAW'unun 200Mbps'den de daha yüksek, 5D ve 7D'nin 50 Mbps sınırında ve en son yapılan hack ile birlikte 176 Mbps ile kayıt yaptığı söylenen Panasonic GH2'yi göz önünde bulundurursak 4K'nın 50 Mbps ile kayıt edilmesi ne denli iyi bir sonuç verir şüpheli.

Sinemacılar için 3 Kasım sadece Canon'dan dolayı önemli bir gün değil, çünkü uzun zamandır beklenen Scarlet kameralar için Red piyasaya sürülme tarihi olarak yine bu günü belirledi. Lakin çok iddialı olarak duyurulan Canon'un bu ürünü iddia edilen 15 bin dolarlık fiyat etiketi yüzünden, Red Scarlet'in Red Raw formatı ile 3-7 bin dolar arası olacağı iddia edilen fiyatı karşısında çok büyük bir yenilgiye uğrayabilir.

*Canon'un Expo 2010'da tanıttığı 4K Konsept Kamerası